Genel

Barok Sanat « Genel

Sanat çağı ve tarzı. Portekizce düzensiz inci anlamına gelen «barroco» sözcüğünden. Barok sözcüğü, birbirinden ayrı iki şeyi tanımlar: bir yandan, sanat tarihinde, Rönesans ile klasikçilik arasında kalan bir dönemi; öte yandan bütün çağlarda verilmiş bazı eserlerin tarzını. Her iki halde de, hareket, biçim özgürlüğü, süslemede aşırılıkla dolu bir sanat söz konusudur: belirli kuralların katılığına başkaldıran bir şenlik sanatı. Başlangıçta bu sözcüğe alçaltıcı bir anlam verilmişti ama çok geçmeden anlaşıldı ki, aşırılıklarına karşılık, barok sanat çoğu zaman, insana kıvançlarını veya kaygıl... Devamı »»»

Çinicilik « Genel

Pişmiş topraktan, duvar süslemesi, yer kaplaması, kap-kacak v.b. sanat değeri olan eşya yapma. Çinicilik tarihinde ilk aşama, topraktan yapılan eşyanın pişirilmesiydi. Bugüne kadar elde edilebilen bilgilere göre, bu tür çalışmalar önce M.Ö. 6500 yılında Anadolu ve Mezopotamya'da başlamıştır. Mezopotamya uygarlığında yapıların dış yüzleri tuğlalarla kaplanıyordu. Konya yakınındaki Çatalhöyük kazılarında da pişmiş topraktan yapılmış çok eski süs ve kullanma eşyası bulundu. Çin'de, bu ülkenin batıya açılan giriş kapısı sayılabilecek Kansu'da yapılan kazılarda yaklaşık olarak M.Ö. 2400-2500 yıll... Devamı »»»

Çömlekçilik ve Seramik « Genel

Pişmiş topraktan seramik, çömlek, fayans, porselen v.b. yapma sanatı. 8000 yıl önce, kaba kilden yapılmış ilk eşya, güneşte veya ateş üzerinde kurutulurdu. Ortadoğu'da, V. bin yıla doğru, meydana çıkan fırın çömleklerin kırılma tehlikesi olmaksızın kurutulmasına imkân sağladı. Çömlekçi çarkı da bu dönemde icat edilmiştir. Mısırlı çömlekçiler pek erken çağlarda çarkta çevirmeyi ve fırında pişirmeyi uygulamağa başlamışlardı, hattâ sırlamayı (emay) bile biliyorlardı (M.Ö. 3000). Bu teknik, Avrupa'ya çok daha sonra gelecektir. Yunan çömleklerinin ünü, kırmızı toprak üzerine yapılmış siyah an... Devamı »»»

Donatello « Genel

Donato di Betlo Bardi, «Donatello» denir, İtalyan heykeltıraşı (1386-1466). Donatello, XV. yy.da İtalyan Rönesansı'nın başlangıcını belirleyen verimli dönemin en büyük heykeltıraşı sayılır. Bir yün tarayıcısının oğluydu; babası, baskı altında ezilen halk tabakasının Floransa'nın güçlü kentsoylularına karşı ayaklanması olan «Ciompi»ler isyanına katıldığı için ölüme mahkûm edilmiş, suçu, sonradan bağışlanmıştı. Babanın, ihtilâlin emrine verdiği coşkuyu ve cömertliği oğul, sanata adadı. Başarı ve övgüler Donatello'yu hiç değiştirmemiş, çevresinde sade ve alçakgönüllü bir insan olarak tanınmı... Devamı »»»

Mimar Sinan « Genel

Büyük Türk mimarı 1489-1588). Mimarlık tarihimizin büyük dehası, Türk sanatının büyük ustası çalan Mimar Sinan, yarattığı eşsiz eserlerle dünya mimarlık tarihinde de seçkin bir yer tutar. AĞIRNAS KÖYÜNDEN İSTANBUL'A Mimar Sinan, Kayseri'nin Ağırnas köyünde dünyaya geldi. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul'a Yeniçeri Ocağı'na getirildi (1512). Yeniçeri olarak Yavuz Sultan Selim zamanında İran ve Mısır, Kanunî Sultan Süleyman zamanında Belgrat, Rodos, Mohaç, Almanya ve Irakeyn seferlerine katıldı. Bu son seferde Tebriz ve Bağdat gibi büyük kentleri gördü, İran sanatını ya... Devamı »»»

Ekspresyonizm (Anlatımcılık) « Genel

XX. yüzyılın ilk yıllarında, izlenimciliğe tepki olarak doğan bir sanat akımıdır. Romantizmin bir başka şekli olan anlatımcılık, dış dünyanın İnsan üzerindeki etkisini belirtmeyi bir yana bırakır, gerçekçi görüşün yerine, sanatçının kendine özgü görüşü üzerinde durur. 1905 yılında, Kirchner, Schmidt-Ruttluff, Heckel, Nolde, Pechsteiny Mueller adındaki sanatçıların Dresden'de kurdukları "Die Brücke" topluluğu anlatımcılığı doruğuna eriştirdi. Avusturya'da ise Kokoschka bu akımı sürdürüyordu. 1911'de Kandinskiy, Klee, Marc, Macke, Javvlenskiy Münih'te "Mavi Süvari" adında bir başka anlatımcılı... Devamı »»»

Michalengelo Buonarroti « Genel

Michalengelo, 1475 yılında İtalya’nın Floransa Kenti'nde doğdu. O da gençliğinde, diğer birçok usta sanatçı gibi, ünlü bir ressamın yanında çıraklık yaptı. Çıraklık döneminde, çizim alanında sağlam bir teknik edinerek, mesleğinin tüm inceliklerini öğrendi. Kişiliğindeki kolaydan kaçış, o zamanki teknikleri olduğu gibi almak yerine, onları yorumlayıp yenilik katmak için uğraşmasını sağladı. Böylece, ilk olarak insan vücudunun kas ve sinir sistemlerini öğrenmek amacıyla kadavra kesti. Bu incelemesini, insan figürlerinin kendisi için hiçbir gizemli yanı kalmayıncaya kadar devam ettirdi. O dönem... Devamı »»»

Türk Evi « Genel

Bugün mimarlık tarihinde "Türk Evi" olarak kabul edilen mimari tarz 17. yüzyıl Osmanlı Döneminde kendini gösteren ev tipidir. Ancak belirli bir kalıba oturtmak söz konusu değildir başta mekana ve zamana bağlı olmak üzere Tarih boyunca coğrafi bölgelere ve o evi kullanan insanların farklı etnik kimliklerine göre değişse de belli başlı özellikleri sabit kalır. Bu mimari özellikten bazıları şunlardır. Genellikle çok katlıdır. En az iki kattan oluşur. Ev zemin katları sokağa çoğunlukla açılmaz. Bir bahçe ya da avlu aracılığı ile sokağa çıkılır. Evin esas katı ve gündelik hayatın ağırlıklı olarak ... Devamı »»»

Minyatür « Genel

Eskiden yazma kitapları süslemek için yapılan renkli resim. Minyatür sözcüğü, Ortaçağ'da batıda kitapların bölüm başlıklarına konan ilk harflerin kırmızıya boyanmasında kullanılan boyanın (minium) adından gelir. Bizde eskiden minyatüre nakış, minyatür ressamına da nakkaş denirdi. Minyatür de resimdir, ama minyatür sanatıyla resim sanatı birbirinden çok farklıdır. Minyatürde, resimde olduğu gibi ışık-gölge etkisi aranmaz, renkler dümdüz sürülür; şekiller birbirini kapatmayacak durumda yan yana dizilir, arkada kalanlar kâğıdın üst tarafına çizilir; insanların büyüklüğü ve yeri önemlerine göre ... Devamı »»»

İzlenimcilik « Genel

XIX. yy.ın ikinci yarısında Fransa'da gelişen sanat akımıdır. 1874'te, bir grup genç sanatçının düzenlediği sergiyi gezen bir gazeteci, bu yepyeni resim anlayışını adlandırmak için, biraz alay edercesine ilk kez izlenimcilik terimini kullandı. (Bu sözcüğü, Monet'in sergideki bir tablosundan esinlenerek türetmişti: İzlenim, Güneş'in Doğuşu.) Bu sanat akımı bütün XIX. yy. sonunu etkiledi ve gerçekçilikten XX. yy.ın soyut sanatına geçişi sağladı. İzlenimcilik, Rönesans'tan beri çok tutulan klasik konuları bir yana iter. Mitoloji, din ve tarihten alınmış sahneler ya da ünlü kişilerin portreleri, ... Devamı »»»

Klasikçilik « Genel

XVII. yy.ın edebiyat ve sanat öğretisidir. Bir eser için «klasik» sözcüğünün kullanıldığını, birisinden söz ederken «çok klasik giyiniyor» denildiğini duymuşsunuzdur. Aynı sözcük böylesine değişik şeyler için nasıl kullanılabilir? Çünkü klasikçilik geniş anlamıyla ağırbaşlılık, ölçülülük, ince zevkler ve dolayısıyla fazla gösterişli, göze batıcı ya da garip şeylerin yadsınması demektir. Edebiyat ve Güzel Sanatlarda Klasikçilik Daha özel bir anlamda da, Louis XIV saltanatının en parlak döneminde, yani 1661 ile 1685 yılları arasında Fransa'da yayımlanmış eserlere «klasik» denilir. Edebiyatta k... Devamı »»»

Kübizm « Genel

XX. yy. başlarında ortaya çıkan sanat akımıdır. «Kübizm» terimi 1914 Savaşı'ndan önceki yıllarda Paris'te gelişen bir resim akımını belirtir. O dönemde Avrupa'da biçimlenmekte olan modern sanatın temel halkalarından biri kübizmdir. Genellikle kübizmin başlangıç noktasını, 1907 yılında Pablo Picasso'nun yaptığı ve o güne kadar resim alanında benzeri görülmemiş Avignonlu Genç Kızlar tablosunun oluşturduğu konusunda görüş birliği vardır. Burada, çıplak vücutları baltayla yontulmuşa benzeyen beş kadın görülür; basitleştirilmiş biçimler, geometrik biçimler haline dönüşmüştür. O sıralarda doğadaki ... Devamı »»»

Freskler « Genel

Duvar üzerine resim yapma tekniği ve bu teknikle yapılmış duvar resimleri, İtalyanca taze anlamına, "fresco"dan. Fresk, yeni sıvanmış bir duvar üzerine, kireç suyunda eritilmiş boyalarla yapılan bir tür resimdir. Genellikle sanıldığının tersine, bu terim herhangi bir duvar resmi tipini değil, kuru ve sert badanalar üzerine yapılan resimlere karşıt, özel bir tekniği belirtir. Fresk, özellikle İtalya'da ve XIV. yy.dan XVI. yy .a kadar Giotto, Fra Angelico, Piero Della Francesca, Uccello, Raffaello ve Michelangelo gibi sanatçılarla tanınmıştır. Kireç ve Boyalar Fresk yapmak isteyen sanatçı, au... Devamı »»»

Gerçeküstücülük « Genel

1920'lere doğru başlayan edebiyat ve sanat akımıdır. 1917'de şair Apollinaire, «gerçeküstücü dram» diye nitelenen bir oyunu (Tiresias'ın Memeleri) sahneye koydu. Böylece Paris'te Birinci Dünya Savaşı'nın ertesinde, gerçeküstücülük akımı başladı. Savaşın saçmalığına ve burjuvazinin tutumuna başkaldıran üç genç ozan, Louis Aragon (doğ. 1897), Andre Breton (1896-1966) ve Philippe Soupault (doğ. 1897), toplumu, onun ahlâk değerlerini, estetik geleneklerini, akla ve mantığa güvenini altüst etmeğe karar verdiler. Gerçeküstücüler gerçek dışı fantastik), alışılmadık ve yıkıcı kaynaklardan yararlandıl... Devamı »»»

Gotik Sanat « Genel

XII. yy.dan Rönesans'a kadar Batı Avrupa'da gelişen sanat biçimidir. Gotik sanat Fransa'da doğmuş olmasına rağmen adını Hıristiyanlığın ilk yıllarında Avrupa'yı istilâ eden Gotlardan almıştır. Bu terimi ilk defa İtalyan hümanistleri kullanmışlardı. Onlara göre, özellikle Alpler'in kuzeyinde gelişen ve roman sanatının ardından gelen bu sanat, İlkçağ'ın klasik kurallarından iyice ayrılıyordu. Ve, bu üslûbu küçümsediklerini belirtmek için italyan hümanistleri ona, gotik sanat adını veriyordu. Roman Sanatından Alevli Gotik Üslûbuna Gotik sanat, XII. yy.dan XVI. yy.a kadar, dört büyük dönemde gel... Devamı »»»

Gravür « Genel

Tahta maden ya da taş üstüne şekiller veya harfler çizerek, bu motifi kâğıt üzerine basma tekniği ve sanatıdır. Tahta, gravürcünün ilk malzemesidir. Ağacın lifleri yönünde kesilerek hazırlanmış olan gravür tahtası'na ancak ana çizgileriyle çizilmiş, basit bir desen yapılabilir. Bu az-çok pürtüklü yüzeyde, kâğıt üzerine çıkması istenen hatlar siyahla belirlenir ve çevreleri çakıyla kazınarak şeklin yüzeyden daha kabarık olması sağlanır; sonra beyaz kalan kısımlar oluklu oyma kalemi'yle kazınarak gravüre bir kabartma görünüşü verilir. Tahta üzerine yapılan bu çeşit yontma gravür Dürer'in eserle... Devamı »»»

Heykelcilik « Genel

Canlıları veya eşyayı, maden, tahta gibi çeşitli malzemeyle temsil etme sanatıdır. Heykelcilik, üç boyutlu (yükseklik, genişlik, derinlik) biçim yaratma sanatıdır. Bu iş, kesim, biçimleme, kalıplama gibi özel tekniklerle hazırlanan çeşitli malzemeyle yapılır. Elde edilen biçimler de değişik tiplerde olur. Kabartmalar, düz bir yüzey üzerinde engebeler meydana getirir: bunlar az veya çok çıkıntı yapmalarına göre, alçak kabartma veya yüksek kabartma diye adlandırılır. Bir de. tam oyma, yani bir kaidenin üstünde duran heykeller vardır. İlk heykeller Milattan önce 35,000 ve 8,000 yılları arasında... Devamı »»»

Hattatlık « Genel

Hattatlık Arap harflerinin değişik ve süslü biçimde yazılıp düzenlenmesine dayanan bir elsanatıdır. İslâm dininde resim yapmak yasak sayıldığı için İslâm ülkelerinde yazıları süslemek bir bakıma resmin yerini tutuyordu. Bu nedenle hat sanatı ile bugünkü nonfigüratif resim sanatı arasında büyük benzerlik vardır. İslâmlığın doğuşu sırasında Araplar «kufi» denen bir yazı biçimi kullanıyorlardı. Hattat denen yazı ustaları daha sonra değişik biçimde yazılar icat ettiler; «nesih» ve «sülüs» denen yazılar ortaya çıktı. Arap hat ustalarından Yâkuti Mustasımî hat sanatında kullanılan altı çeşit yazını... Devamı »»»

Vitray « Genel

Renkli cam parçalarından yapılan yarı saydam pencere süslemesi. Renkli camın mimarîye girişi ve kendine özgü bir sanat oluşturuşuna dair elimizdeki en eski buluntular XII. yy.a aittir. Oysa, renkli camın varlığı ve çeşitli kullanım biçimleri çok eskilere gider. Türklerin Orta Asya'da yerleştikleri bölgelerde yapılan kazılarda ele geçen cam parçalan, onların bu sanat hakkındaki ileri bilgilerini ve ince kullanım biçimlerini kanıtlayıcı niteliktedir. İran üzerinden Anadolu'ya gelirken Türkler bu sanatı getirdiler ve geliştirdiler. Selçuklu mimarları, Artukoğullarında da görülen ve «şemsiye» den... Devamı »»»

Ortaçağda Mimarlık « Genel

Tezhip, (yaldız ya da renkli boyalarla süsleme sanatı.) çini mürekkebi, çömlekçilik... Bunlar, özellikle 1000 yıllarından başlayarak Avrupa topraklarında yükselen büyük dinsel eserlerin yanında küçük kalan sanatlardır. "Katedral"in ortaçağın tipik bir anıtı olması, Kilise'nin güçlülüğünden ve halkları -içtenlikle olsun olmasın- 'iman'a zorlanmasından ileri geliyordu. Bunun sonucu olarak da herkes katedrallerin yapımına katılmaktaydı: Kimi para yardımı yapıyor, kimi taş çıkarma ya da taşıma gibi angaryalar yükleniyor, kimi sanatıyla katkıda bulunuyor, zanaatçıları evinde barındırıyor ya da vi... Devamı »»»